29 Aralık 2015 Salı

İK DÖNÜŞÜYOR, YA ŞİRKETLER?



       Dijital dünyanın çok yönlü olarak hayatımıza girmesi ve artan sert rekabet koşulları ile birlikte, İş dünyasının da kökten değişme isteği beraberinde gelmiştir. Rakipleri ile aynı kulvarda yer almak ve fark yaratarak öne çıkma çabası, şirketlerin kendi içerisinde yeniden yapılanma sürecini başlatmıştır. Bu yapılanma sürecinde en önemli sermayenin İNSAN olduğunu fark eden şirketler, çalışanlarını elde tutma, sürdürülebilir olma ve bağlı kalması yönünde ki çalışmalarını artırarak nitelikli iş gücü yaratma potansiyeline insan kaynakları departmanı ile ağırlık vermişlerdir.

       İnsan kaynakları kavramının 1980’li yıllarda ülkemize girmesi ile personel yönetimi bilincinin yavaş yavaş değişerek, insanın en önemli sermaye olma algısı daha fazla bütünlük kazanmıştır.

       1990’lı yıllarda, Şirketlerin belirledikleri hedefler ile çalışanların beklentileri arasında belli bir uyum yakalamaları ve bu yönde ilerlemek için oluşturulan hedeflerle eylemin birleşmesi noktasında, insan kaynakları sistemi operasyon boyutundan, belli bir strateji yaratma şeklinde kendini göstermiştir.

       2000’li yıllara baktığımızda mevcut insan kaynakları sistemi yönünde değil de, şirketlerin ve çalışanların beklentilerine cevap vermede ilerleme kaydetmesi gereği ile, kişisel gelişim, yetkinlik, motivasyon unsurlarını artırma ve kariyer gelişimini sağlama gibi birçok noktada, insan kaynakları yönetimini kendi sistemi içerisinde birbiri ile bağlantılı duruma alarak daha dinamik hale gelmesi ve çok yönlü geliştirmesi ihtiyacını da beraberinde getirdi.




       Artık günümüz dijital dünyasında, insan kaynakları sürecini çalışanların sahip olduğu becerilerini eyleme dönüştürdüğü yetenekler ve yeteneklerini katma değer noktasında şirkete sağladıkları fayda yönünde geliştirme unsurlarını tümüyle içerisine almaktadır.

 Güçlü marka yaratmak ve tercih edilen olma boyutunu önemseyen şirketler;

“ Neden insanlar bizim şirketimizde çalışmalı? “ sorusunu kendilerine sormaktadırlar.


       İnsan kaynakları yönetiminin yıllar içerisinde gelişimini artırarak devam ettirmesi ve ihtiyaçlara cevap vermesi, şirketlerin de insan kaynakları departmanına yer açma bilincine sahip olması ve katma değer yaratmayan birim şeklinde görme algısını da yıkmaya başlamıştır. 
İnsan kaynakları sistemini sadece aylık bordroları hazırlayan, işe alımda destek sağlayan ve doğum günlerini hatırlayan birim olmaktan çıkarıp, Şirket yönetiminde var olan, nitelikli iş gücü yaratmada eğitim, kariyer ve liderlik fırsatları sağlayarak kişisel ve mesleki gelişime katkı sağlayan, değer yaratan, üreten güçlü bir insan kaynakları yönetimi ve stratejisi ile devam ettirildiği bilincine yakın olmaları bu olgunun da güçlü kılınma noktasını destekler duruma getirecektir.